Quebec, 1758. François Le Gardeur (David La Haye) cesur ve maceracı bir genç
adamdır. Yıllar önce ailesini fazla burjuva ve kentli bulduğu için
reddetmiştir. Ve o zamandan beri Amerikalı yerlileri ile birlikte ormanın
içinde doğal bir yaşam sürmektedir. Bir av partisinden dönerken babasının
sağlığının iyi olmadığı haberini alır. Quebec’e geri döner ...Fakat geç
kalmıştır.. İkinci haber ise babasının yalnızca sağlığı değil parasal durumu da
artık eskisi gibi değildir. Ona kalan miras kederden başka bir şey değildir...
Dönüşünün ertesi gününde, Le Gardeur Marie-Loup (Noemie Godin-Vigneau)
ile Pazar yerinde karşılaşır... Birbirlerine ilk görüşte aşık olmuşlardır. Marie
Loup özgür görünüşü ve aklıyla zamanının ötesinde bir kızdır. Yörenin papazı
olan Blondeau (Gerard Depardieu) onun bu özgür ruhunu ve konuşmalarını halk
içinde kınamakta fakat içten içe ona karşı gizli ve büyük bir aşk beslemektedir.
Bu arada genç kızın vahşiler olarak adlandırılan yerlilerle olan diyalogları
diğer insanlar arasında dedikoduya sebep olmaktadır. Çıkan söylentiler genç
kadının bir cadının güçlerine sahip olduğunu kulaktan kulağa yaymakta hastaları
iyileştirmek için şaman büyüleri kullanmakta olduğu
söylenmektedir.
Yaşanan olaylar karmaşıklaştıkça Peder Blondeau
dışındaki herkes inancını yitirmeye başlayacaktır. Fransa İngilizlerin varlığı
için kendi çocuklarını terk etmektedir... Ve Le Gardeur sevdiği her şeye veda
etmekle yüz yüze kalacaktır