Babil ve hissettirdikleri
Gözümüzü ‘doğu’ya çevirin filmlerden biri olan Babil, bunu yaparken de ‘batı’dan bakması nedeniyle bir çok tartışmayı da beraberinde getiriyor. Terörist olarak görüp işin içinden çıkılan bir doğu her zaman için Hollywood sinemasının ekmek çıkardığı bir konu olarak mı kalacak, yoksa yönetmeni de dahil olmak üzere yabancı ülkelerde yaşayan azınlıkların sorunlarına akılcı bir şekilde yaklaşılmasını mı sağlayacak?
Film genel olarak akışı ve verdiği müzikli esleriyle geçen sene En İyi Film dalında Oskar ödülünü kazanan Çarpışma (Crash) filmini anımsatıyor. İnsani duygulara tuz ekerek içimizi sızlatan film, dramatik yapısıyla bunu başarıyla gerçekleştiriyor.
Film, birbirinden çok farklı hayatlar yaşayan hatta farklı kıtalarda yaşayan insanları bir şekilde birleştiren bir olay üzerinde ilerliyor. Ancak bunu yaparken de zaman zaman izleyenleri konudan uzaklaştıracak kadar da uzun, karakterleri tanımızı sağlayan yan olaylara fazlasıyla yer veriyor.
Bu sene eleştirmenlerin çoğu En İyi Film dalında Oskar ödülünü göğüsleyeceğini düşündükleri Babil filmi akademi tarafından ödüllendirilmemiş olsa da görülmeye değer filmlerden.








