Tatil denince akla...
Tatil denince akla şöyle göz alabildiğine uzanan bir kumsal, masmavi bir deniz, yakıcı bir güneş gelir. Ya da biraz bütçeniz varsa kışın kayak tatili. Yani en azından benim aklıma bunlar geliyor.
“Tatil” filmine gelecek olursak da kesinlikle bu düşündüğünüz tatilllerden değil. Özellikle kendi mülkiyetinizdeki bir yaşam alanını başka birine kiralama fikri de bana açıkcası pek de cazip gelmiyor. Neden derseniz her şeyden önce evi bıraktığınız gibi bulamama ihtimali paranoyakça insanın zihnini kurcalıyor. Bu film de işte tam bu noktada benim için uzak bir ütopya olarak yer alıyor.
Bazı filmler vardır; izledikten sonra hayatınızı sorgulatır, bambaşka bir bakış açısı kazandırır veya en azından bir etki yaratır. Tatil filmi ise kesinlikle böyle bir film değil. Size iki saat boyunca vakit geçirmek dışında pek de fazla bir tat vermiyor açıkcası. Ben bu tür filmlere çerezlik film diyorum. Bulunduğunuz ortamdan uzaklaşma amacı taşıdığınızda tam size göre bu tür filmler. Genelde güzel kadınlar, yakışıklı erkekler, mühteşem yaşamlar... Ama mutlaka bir olumsuzluk vardır. Ya özel hayatında başarısızdır, ya boşlukta yaşıyodur ya da başına ummadığı bir şey gelir. Özellikle Hollywood sinemasında bir çok örneği bulunan çerezlik filmlerden biri de işte karşınızda. İlgilenenlere...








