Haberler | Haftanın Filmleri | Vizyondakiler
96 Saat Aleksandra Burada Olan Burada Kalır Karamel Kırmızı Balonun Yolculuğu Münferit Yasak Krallık
Haftanın Yeni Filmleri Vizyondaki Tüm Filmler Gelecek Program
İstanbul Ankara İzmir
Haberler Türk Sineması Dünya Sineması Festivaller
Sinema Üzerine Yakın Plan Eleştiriler Teknik Bilgiler Kitaplık
Ana Sayfa » Film Eleştirileri
Sinemateknik Arama
 
Arama


Sine Arşiv
Aksiyon Animasyon Belgesel Bilim Kurgu Çizgi Roman Dram Fantastik Gerilim Gizem Komedi Korku Macera Müzikal Polisiye Politik Psikolojik Romantik Savaş Suç Tarih

who's online

Dikkat Şehvet sansürsüz

Dikkat Şehvet sansürsüz Çin'de 59 yıldır iktidarda olan Çin Komünist Partisi, 64. Venedik Film Festivali'nde bu yıl "Altın Aslan" ödülünü kazanan "Lust, Caution: Dikkat Şehvet" filminin sansürünü, filmin Tayvanlı yönetmeni Ang Li'ye bizzat yaptırdı. Çocukları ve gençleri korumak için, 156 dakikalık filmin içerdiği şiddetli seks sahneleri dolu 30 dakikanın kurgudan çıkarılması işini yönetmen Ang Li, memnuniyetle kabul etti. Film için sansürsüz yayınlandığı ülkelerde 18 yaş sınırı konuldu. Ancak ülkemizde sansürsüz ve yaş sınırlaması olmadan vizyona girdi.

Dikkat Şehvet sansürsüz02 Kasım 2007 Cuma    

Ve Jason Bourne tekrar sahnede

Ve Bourne tekrar sahnedeSerinin üçüncü filmi Son Ültimatom (The Bourne Ultimatum) soluk soluğa geçen bir macerayı seyircini karşısına çıkarıyor. Serinin bir önceki filmi Medusa Darbesi (The Bourne Supremacy) ile yönetmen koltuğuna oturan Paul Greengrass, etkileyici aksiyon sahneleriyle de övgüyü hak ediyor.
Bourne artık bu filmde hafızalarımıza kesin çizgilerle kazınıyor. Tadından yenmez aksion sahnelerinin yanında artık biraz hümanist biraz duygusal. Hatta duygusallık bazı sahnelerde biraz da abartılmış. Geçmişini arayan adam bir bir düşmanlarından intikam alırken yeni arkadaşlarını yitirirken eskilerini hatırlamakta. Artık tek amacı intikam almak değil. Bir anlamda günah çıkartmak. Bas tetiğe bitir bu işi dediğimiz anlarda bile Bourne insancıllığını bırakmıyor.

Ve Jason Bourne tekrar sahnede14 Ekim 2007 Pazar    

Özensiz basit bir film: Interview

Her filmin sonunda soru işaretleri kalır. Her yönetmen istediklerini tam olarak anlatamamış olabilir. Veya saçma sapan bir fikirden yola çıkılarak da yapılmış olabilir. Ancak Steve Buscemi bu filmi çekerken çıkış noktası ne ise bir arpa boyu dahi yol alamamış olması muhtemeldir.

Her anı büyük gizemle geçen filmin ne kadar saçma sapan olduğunu anlamak için son kareye kadar beklemek zorundasınız.Gizem dediğimde filme kendinizi kaptırdığınız için. Çünkü dünya üzerinde hiç kimse bu kadar sıkıcı bir film olabileceğini tahmin edemiyor. Her an bir şeyler olacak havasında pür dikkat filme odaklanıyorsunuz.
Özensiz basit bir film: Interview08 Ekim 2007 Pazartesi    

Tetik peşinde koşturmaca

Tetik peşinde koşturmaca Tetikçi filmi, tam bir Amerikan propangandası olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bunun sadece filmin ilk bölümlerinde olduğunu anlıyoruz. Çarşaf gibi bayraklar altında geçen diyaloglar, vatanseverlik vurgusu vs. Sonrasında ise eleştiri kısmı geliyor. Hatta açıkça “bu ülke petrol için değil demokrasi için ‘o topraklara’ girdik diyebilen bir ülke” repliğiyle Irak operasyonunu eleştiriyor.
Beni rahatsız eden kısımlara gelecek olursak –ki bu ayrıntılar filmin eleştiri kısmının altını yeterince boşaltıyor- bir hayli fazla.
Tetik peşinde koşturmaca23 Ağustos 2007 Perşembe    

Altın Çiçekler başağrısı yapar (!)

Altın başağrısı yaparİmparatorluğu elinde tutmak için bütün oğlullarını hiçe sayan bir imparator, üvey oğluyla çarpık ilişki kuran bir imparatoriçe, yıllarca saklanan sırlar, intikam, iktidar mücadelesi... Evet bu film de her şey var. Aslına bakarsanız finaliyle 80’ler Türk filmlerini de hatırlatan ‘Siz evlenemezsiniz. Çünkü kardeşsiniz’ durumu bir anlamda filmi değersizleştiriyor.

Altın Çiçeğin Laneti filmi muazzam görselliği ile dikkat çeken filmlerden. Çin İmparatorluğu’nun abartılı ve insanı rahatsız edercesine ortaya konulan disiplini bütün ihtişamıyla gözler önüne serilmekte.

Altın Çiçekler başağrısı yapar (!)02 Mayıs 2007 Çarşamba    

Kraliçe ve Otorite

Duygular işin içine girince de Kraliçe düşünceleriyle çelişkili eylemlerde bunuluyor. Bunun asıl nedeni bana kalırsa yine otoritesinin zayıflamasına duyduğu kaygının bir örneği.

Yönetmenliğini Stephen Frears’in yaptığı Kraliçe filmi, özellikle başrol oyuncusu Helen Mirren’nın performansıyla bütün dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

Helen Mirren bununla da kalmayıp En İyi Kadın Oyuncu dalında Oskar Ödülü’nü de kazanınca filmin gişe hasılatına ek bir destek oluşturdu.


Kraliçe ve Otorite21 Mart 2007 Çarşamba    

Amerikan aile yapısı ve sorunlar

Amerikan aile yapısı ve sorunlarFilm ilerledikçe içinde yaşadıkları hayatlardan memnunsuz bu iki insanın birbirleri için eksiklik olan tarafları doldurmaya başladıklarını görüyoruz. Ancak yaşadıkları kasabadaki (banliyö) çoçukları taciz eden bir de sapık var. Bu her ebeveny için ürkütücü bir durumdur.
Amerikan aile yapısı ve sorunlar20 Mart 2007 Salı    

Babil ve hissettirdikleri

Babil ve hissettirdikleriFilm, birbirinden çok farklı hayatlar yaşayan hatta farklı kıtalarda yaşayan insanları bir şekilde birleştiren bir olay üzerinde ilerliyor. Ancak bunu yaparken de zaman zaman izleyenleri konudan uzaklaştıracak kadar da uzun, karakterleri tanımızı sağlayan yan olaylara fazlasıyla yer veriyor.
Babil ve hissettirdikleri20 Mart 2007 Salı    

Tatil denince akla...

Tatil denince akla...Tatil denince akla şöyle göz alabildiğine uzanan bir kumsal, masmavi bir deniz, yakıcı bir güneş gelir. Ya da biraz bütçeniz varsa kışın kayak tatili. Yani en azından benim aklıma bunlar geliyor.

“Tatil” filmine gelecek olursak da kesinlikle bu düşündüğünüz tatilllerden değil. Özellikle kendi mülkiyetinizdeki bir yaşam alanını başka birine kiralama fikri de bana açıkcası pek de cazip gelmiyor. Neden derseniz her şeyden önce evi bıraktığınız gibi bulamama ihtimali paranoyakça insanın zihnini kurcalıyor. Bu film de işte tam bu noktada benim için uzak bir ütopya olarak yer alıyor.


Tatil denince akla...05 Mart 2007 Pazartesi    

Asalet kazandıran esaret

ASALET KAZANDIRAN ESARET“Esaretin Bedeli” filmi, demir parmaklar arasında geçen en umut dolu filmlerden biri. Bu bakımdan da sinema tarihinin önemli filmleri kategorisinde yer almayı hakeden bir film.

Özellikle yönetmen Frank Darabont, gerek kullandığı sinemasal dille, gerek oyuncu seçimiyle gerekse de Stephen King romanını beyaz perdeye ustalıkla aktarmasıyla elde ettiği başarıyı gişede rekor kırarak kanıtlamış oldu.

Pek çok insanın her şeyin sonu olarak gördüğü cezaevinde klasik müziğin de yardımıyla (!)...

Filmin künyesi


Asalet kazandıran esaret05 Mart 2007 Pazartesi    
1 2 >